5 SORU-5 CEVAP: MİHRİBAN

“Sarı saçlarına deli gönlümü,

Bağlamışlar çözülmüyor Mihriban”

Bu sözlerle başlar Mihriban türküsü. Duymayanımız bilmeyenimiz yoktur. Türküyü söyleyip, dinletmeyeceğim elbette. Size bu zulmü reva göremem. Ama gelin türküyü ve türküye adını veren Mihriban’ı biraz konuşalım..

Musa Eroğlu-Mihriban

1-) Şiir Mihriban’a mı yazılmış, kim yazmış?

“Kardeş şiirin adı Mihriban kime yazılmış olabilir başka”  diyebilirsiniz. Lakin şiirin şairi -ki Türk Edebiyatının en büyük hece şairleri arasında gösterilir.- Abdurrahim Karakoç bu şiiri Mihriban adında birine yazmamıştır. Eski zaman sevdaları şimdiki gibi halka açık bir orta oyunu değildi. Düşman çatlatmak, akrabayı fesatlandırmak için sevgi sözcükleri ortaya dökülmez, sevdiğinin adı başka dillere düşsün istenmezdi. Bu yüzden Karakoç üstat şiirinde sevdiği kızın ismini değil, ona yakıştırdığı şefkatli, muhabbetli, güler yüzlü anlamı taşıyan Mihriban mahlasını kullanmıştır. Hatta biraz daha şaşıralım. Abdurrahim Karakoç Mihriban’ın saçlarının da sarı olmadığını söyler.

2-) Mihribanın bu şiirin kendisine yazıldığından haberi yok mu o zaman?

Haberi var. Mihriban şair Abdurrahim Karakoç’un kendisine olan sevdasını biliyor. Kendisi de Abdurrahim Karakoç’a sevdalı.  Üstada mektuplar yazıyor. Abdurrahim Karakoç “el kızının evine mektup nasıl gönderirim duyulursa  ne derler kıza?” çekincesiyle mektuplara cevap veremiyor. O dönem şehirlerinde çıkan bir gazeteye şiirler yazan Karakoç üstat Mihriban’ın mektuplarına bu gazetede yazdığı şiirlerle cevap veriyor. Herkes Abdurrahim Karakoç’u şiir yazdı sanıyor ama Mihriban biliyor ki mektubuna cevap veriyor.

3-) Peki nerde, nasıl tanışmışlar, niye uzak kalmışlar?

İşte hikayenin en kilit ama en girift yeri. Karakoç üstat bunu kimseye anlatmamış. Kendisiyle yakın olup, muhabbeti olan kişiler sorduğunda dahi “ Kimseye demedim, sana da demem” diyerek karşılık vererek konuyu kapatmış. Malum halk olarak kurguyu severiz. İnternette, sosyal medyada anlatılan bazı anekdotlar var ama hiç birini üstadın ağzından bire bir anlatılmış değil. Platform dergisine verdiği röportajda “O aşk masum bir aşktı, güzel bir aşktı bırakalım öyle kalsın” demiştir.  Bu sorunun en doğru cevabını yalnızca Mihriban ve Abdurrahim Karakoç biliyor.

Şair-Yazar Abdurrahim Karakoç

4-) Şiir nasıl bestelendi, nasıl bu kadar meşhur oldu?

Şiir 1960 yılında yazılıyor. İlk adı “Aşk” olan şiir “Mihriban” adıyla üstadın “Dosta Doğru” kitabında yer alıyor. Tamamı altı kıta olan şiiri buraya bırakıyorum:

Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban!

Yâr deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!

Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban

Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Aşk değince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!

Boşa bağlanmamış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Şaştım kara bahtın tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!

Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban!

Bir gün ünlü ozanlardan Musa Eroğlu’nun kızı elinde bir kitapla eve geliyor. Babasına çok güzel şiirler olduğundan, göz atmasının faydalı olacağından bahsediyor. Musa Eroğlu ve Abdürrahim Karakoç dünya görüşleri açısından iki zıt kutupta yer alıyor bu arada. Musa Eroğlu  başlarda pek yanaşmasa da kızının ısrarlarına dayanamayarak bir göz gezdireyim diyor ve bir Karakoç hayranı olup çıkıyor.  Bir çok şiirini besteliyor. Ama Mihriban’ın yeri hep ayrı oluyor.

5- Peki Mihriban şimdi nerede, ne yapıyor?

Bilmiyoruz. Abdurrahim Karakoç’ta bilmiyordu. Tekrar görmek ister misiniz diye sorduklarında “Öyle kalsın ya.. İnsanların gönülde kalması, gözde kalmasından iyidir. “diyor.

Hikayeye dair bildiğimiz en net şeylerden bir diğeri yine bir şiir. Abdurrrahim Karakoç’un Mihriban’ın “unutmak kolay mı” başlıklı mektubuna cevaben yazdığı “Unutursun Mihriban” şiiri.

“Unutmak kolay mı? ” deme
Unutursun Mihriban’ım.
Oğlun, kızın olsun hele
Unutursun Mihriban’ım.

Zaman erir kelep kelep..
Meyve dalında kalmaz hep.
Unutturur birçok sebep
Unutursun Mihriban’ım.

Yıllar sinene yaslanır
Hâtıraların paslanır.
Bu deli gönlün uslanır…
Unutursun Mihriban’ım.

Süt emerdin gündüz-gece
Unuttun ya, büyüyünce…
Ha işte tıpkı öylece
Unutursun Mihriban’ım.

Gün geçer, azalır sevgi
Değişir her şeyin rengi.
Bugün değil, yarın belki
Unutursun Mihriban’ım.

Düzen böyle bu gemide
Eskiler yiter yenide.
Beni değil, sen seni de
Unutursun Mihriban’ım.

Bu şiir Zekeriya Bozdağ tarafından bestelenmiştir. Gülşen Kutlu’da bu türküyü bir başka güzel söyler.

Sevdasıyla, sırlarıyla 07 Haziran 2012 tarihinde göç etti dünyadan Abdurrahim Karakoç. 

Ne diyordu:

“Hiç biriniz telaş etmesin boşa
Doyacak gözünüz toprağa, taşa..
Beni inancımla koyun başbaşa..
Topyekün dünyayı size bıraktım.”

Rahmet olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s