1 OYUN 5 REPLİK: REİS BEY

Lisans eğitimimi ülkenin dördüncü büyük şehrinde okudum. (Böyle söyleyince havalı oluyor) Ama yüz ölçümü olarak dördüncü büyük şehrinde. Keşke daha fazla önem verilseydi ve sosyoekonomik açıdan da bunu söyleyebilseydim dediğim, ikinci memleketim bildiğim şehir Erzurum’da. Ekim ayıyla birlikte başlayan kar yağışı Nisan ayına kadar kalkmaz, öğle vakti bile hava sıcaklığı -15’lerde olurdu. Dolayısıyla dışarıda gezmeye, yürüyüş yapmaya çok fazla vakit ayıramazdık. Böyle bir günde farklı bir şey yapayım diyerek tek başıma gitmiştim bir tiyatro oyununa. Adı: Reis Bey. Necip Fazıl Kısakürek imzası taşıyan bir oyun. Sürekli tiyatro seyircisi olmaya da işte o gün başladım. Sonraları bu oyunu defalarca izledim. Hem Erzurum da hem Bursa da. Repliklerini ezberledim. Ama yine olsa yine gider izlerim. Hala arada kitabından birkaç sayfa açar okurum. Belki seversiniz diye sevdiğim repliklerden bazılarını sizlerle de paylaşmak istedim. Bazılarını diyorum çünkü oyun baştan sona her cümlesini dikkatle dinlediğim, yeri geldiğinde  nefesimi tuttuğum bir oyun. Bu arada oyunun ana fikri de bu çağda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey: Merhamet!

1-) Haksız yere idam edilecek olan delikanlının savunmasından;
Ben nefsimden çok şey çektim Reis Bey! Ben nefsimden razı değilim… Siz, nefsinizin baskısını hak sanıyorsunuz! Nefsinizle mağrursunuz! Bu dünya dört köşe değildir, Reis Bey!..

2-) İdam sehpasına götürülen genç ile Reis Bey’in son konuşmalarından;

REİS BEY- Yazık, yazık!… Avrupa, felsefe tahsili, şu bu, derken, herşeyde yarım kalmak; sonra her türlü serserilik, kumar, eroin, nihayet anne kaatilliği; neticede ıstıraptan erimek…

Ağlanacak hâl…

MAHKÛM – Etmeyin Reis Bey, siz ağlayamazsınız! Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz!

REİS BEY – Siz de benim hakkımda hüküm veriyorsunuz.

MAHKÛM – Bir kere de ben vereyim Reis Bey; hem de sehpadan, tepeden, en yüksek kürsüden hüküm vereyim… Siz merhametten, acıma duygusundan yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. Yerinde haklısınız. Fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için, en büyük hakkı kaybediyorsunuz.

Rahmet, kaldırılmış sizin kalbinizden… Buz çölünde yol alıyorsunuz!

3-) Keser döner, sap döner, hesap döner. Gencin haksız yere idam edildiği anlaşılır. Reis bin pişman. Her şeyden el etek çeker. Kabuğuna çekilir. Gencin dadısı ile yüzyüze gelirler.

REİS BEY – (Dadıya) Geldiğine iyi ettin! Ben de seni arıyordum!

DADI – Ne yapacaktın?

REİS BEY – Beni affetmeni isteyecektim.

DADI- Eğer seni affedersem, yeryüzünde suçu bağışlanmadık insan kalmaz!

REİS BEY –  Yeryüzünde suçu bağışlanmadık insan kalmaması için beni affet!

4-) Reis Bey’in mahkemede ki savunmasından;

Bir hâle geldim ki, bütün mantık ve nisbet hesaplarımı kaybettim. Hapishanede, Berduş diye anılan bir Âdem Baba, hocalık etti bana… Evet, Amerika’da bir cinayet işlense dünya çapında bir ses bütün insanlığa sorsa: Katil kim?… Benim diye bağırabilirim… Soğuk kış geceleri, köprü altında yatan çıplakların vebali benim boynumda, gömleğimin yakasında… İsterseniz çareme Âdlî Tıp baksın; fakat bir hastahaneye girsem de, kan kanseri çeken hastalar görsem, onları bu hale ben mi getirdim, diye düşünüyorum. Ben ne yaptım; uykuda, baygınlıkta, annemin kamında, babamın kanında, hangi cinayeti işledim, hangi mukaddesi kirlettim ki, kendimi, gelmiş gelecek bütün fenalıkların tek sorumlusu biliyorum. Beni görünce havalanan serçe, kaçırılan göz, çekilen perde, buruşan surat, bana beni hatırlatıyor.  Dışımda ne arıyorlar; içime doğru suçluyum ben… Yapamadıklarımın, işlemediklerimin de suçlusu…

5-) Kanun..?
Çocuk bana, buz çölünde yol alıyorsunuz, dedi. İdam sehpası altında, perdesi düşen göz, görmez mi? Hepimiz, bütün insanlık, buz çölünde yol alıyoruz! Güneş şehri arkamızda, karanlık beldesi önümüzde. Git, gittiğin kadar! Aldığımız nefesler bile, hançerden, sipsivri kayalar şeklinde donuyor. Buz üstüne nakış nakış yonttuğumuz eserler, buzdan gururlar ile bizi büsbütün buzlaştırıyor. Bakarken gözle bıçaklıyoruz, dinlerken kulakla boğuyoruz, koklarken burunla zehirliyoruz. Damak kirletiyor, el solduruyor, düşünce de kalb halvetinde ırza geçiyor. Bütün bunların kanunlarını bilmiyoruz da, kanun çıkarmaya kalkıyoruz. Bir şey olmasın diye mi, olsun da yapılmasın diye mi? Sen kaplanı yetiştir, besle sonra pençe atıyor diye boynuna kement at, ipe çek! Yazıktır kaplana, günahtır kaplana! Kanunu, bir şey ortadan kalksın, yapılamaz olsun diye değil, bizim başka türlü yaptığımızı, bazıları bu türlü yapmasın diye çıkarıyoruz.

Reis Bey, 1988 yılında Mesut Uçkan’ın yönetmenliğinde film olarakta çekilmiştir. Haluk Kurdoğlu’nun başrolünü oynadığı filme internet üzerinden ulaşılabiliyor.

Reis Bey Filminden

Merak edenler için Necip Fazıl Kısakürek’in yazdığı bu eseri kitapçılarda bulabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s